Kızılderili Net Kabilesi - Dökümanlar: Benim Güzel Kabilem
Eylül 09 2010 07:24:56

Köşe Yazıları
kartal tuyu
» Patehakuzi
kartal tuyu
» Geçiş ayinleri
kartal tuyu
» şaman hakkında
kartal tuyu
» şamanik yardım
kartal tuyu
» Farkındalık
kartal tuyu
» Bhagavad Gita
kartal tuyu
» Kral kobra
kartal tuyu
» İçimdeki şaman
kartal tuyu
» Şaman ritüeli
kartal tuyu
» Şamana giden yol
En Son Dökümanlar
· Wayra
· Buffalo
· Kızılderili Kadınları
· R.Carlos Nakai
· Walela - Biografi
Kızılderili Net Kabilesi
· Köşe Yazısı Ekle ( Savaşçı )
· Resim Ekle
· Haber Ekle
· Döküman Ekle
· -----------------
· Üye Resim Galerileri
· Kızılderili E-Kart
· Basında Biz
Kabile Projeleri
· Benim Güzel Kabilem
· Kızılderililer ve Türkler
· Kızılderili Sözlüğü
· Hft. Sözü ve Resmi Arşivi
Kızılderili Kabileleri
· Cheyenne Kabilesi
· Kara Ayak Kabilesi
· Anishinabek Kabilesi
· Nez Perce Kabilesi
· Apache Kabilesi
· Cherokee Kabilesi
· Sioux Kabilesi
· Comanche Kabilesi
· Comanche Kabilesi
Biografiler
· Oturan Boğa
· Şef Joseph
· R.Carlos Nakai
· Walela
· Wayra
· Şef Seattle
Kızılderili Dökümanları
· Kızılderili Sözleri
· Wounded Knee Katliamı
· Little Bighorn Savaşı
· Şef Seattle'ın Mektubu
· M.Brando Oscar Töreni
· 10 Kızılderili Yasası
· Gözyaşı Yolu
· Buffaloların Önemi
Kızılderili Filmleri
· Kurtlarla Dans
· Yeni Dünya
· Into The West
· Son Mohikan
· Gri Baykuş
· Dolaptaki Kızılderili
· Apocalypto
· Pathfinder
· Sage Irmağın'da Mucize
· Geronimo
Kızılderili Kitapları
· Mi Taku Oyasin
· Yeryüzüne Dokun
· Kız Kulesindeki Kızılderili
· Papago Kadını
· Küçük Ağacın Eğitimi
· Geronimo
· Kurtlarla Dans
· Kutsal Yol
· Beyaz Diş
· Onlar Hep Ordaydı
· Beyaz Şaman
· Kızılderililer ve Türkler
· Kızılderili Katliamı
· Kalbimi Vatanıma Gömün
· Kartallar Sonsuz Topraklarda Uçuyorlardı
· Kızılderili Felsefesi
· Yaşamın Bilgeliğinden Ruhun Gökkuşağına
· Kızılderili Soykırımı
· Kızılderili Çığlığı
· Flüt Nağmeleri
· Kızılderili Tarihi
· Kızılderili Mitolojisi
· Örümcek Kadının Ağı
· Dolaptaki Kızılderili
· Kızılderilinin Dönüşü
· Esrarlı Kızılderili
· Kızılderilinin Çocukluğu
· Kızılderilinin Şarkısı
· Kızılderili Hikayeleri
· Kızılderili Şefin Bildirgesi
· Bir Kızılderili Öyküsü
· Kızılderili Çocuklar
· Ixtlan Yolculuğu
· Kızılderililerin Dinleri
· Kızılderili Efsaneleri
· Kızılderililerde Burçlar
Kızılderili Müzikleri
· The Last Of The Mohicans
· Mohican's Chapter I
· Mohican's Chapter II
· Sacred Woman
· While The Eagle Sleeps
· Ceromony To Mother Earth
· Spirit Winds
· Romances Melody
· Sacred Spirit I
· Heart Of The World
· Sacred Spirit III
· Pray
· Shaman Of Peru
· Mythic Dreamer
· In Medicine River
· Lakota Ceremonical Songs
· Kokopelli's Cafe
· An American Indian
· Indian Music
· Native Healing
· Craig Chaquico 1994
· The Red Road Ensemble
· llaqtamasimusica Dalle
· 6 sacred spirit I2
Kızılderili Hikayeleri
· İyilik ve Kötülük
· Cırcır Böceği
· Kızılderili ve Ay
· Ağaçların Arkasını Gören
· Man-Hot-Tan
· Iroguois Yaradılış Efsanesi
· Kızılderili ve Şarkılar
· Ulu Manitu
· Mısır Kabuğu Bebeği
· Barış Çubuğu Efsanesi
· Diğer Hikayeler
Kızılderili Gazeteleri
· Indian Country
· Native Times
· Nativechat News
· Native Magazine
Kızılderili Radyoları
· Radyo Gon
· Radyo Native
· Pow Wow Radio
Kızılderili Yapbozları
· Geyik
· Igloo
· Great Basin
· Navajo Hogan
· Plains Tepee
· Polar Beer
· Seminole Home
· Buffalo
· Büyük Kanyon
· California Teepee
· Igloo
Dost Kabileler
· Karıncalar Turizm
· Vizor Grafik
· Dutluok Kabilesi
· Magosa Net
· Kule Canbazı
· Sorgun Org
· Karınca Kararınca
· LaHoya
· Atatürk Forum
· Don Kişot
· Zirve Dağcılık
· Yalnız Kartal
· Cem Kerem
· Bozuk Pusula
Kızılderili Burçları
Yabankazı
22 Aralık - 19 Ocak


Su Samuru
20 Ocak - 18 Şubat


Puma
19 Şubat - 20 Mart


Kartal
21 Mart - 19 Nisan


Kunduz
20 Nisan - 20 Mayıs


Geyik
21 Mayıs - 20 Haziran


Ağaçkakan
21 Haziran - 22 Temmuz


Mersin Balığı
23 Temmuz - 22 Ağustos


Ayı
23 Ağustos - 22 Eylül


Karga
23 Eylül - 23 Ekim


Yılan
24 Ekim - 21 Kasım


Wapiti
22 Kasım - 21 Aralık

MSN & Facebook
MSN
yesiltuy@kizilderili.net
Benim Güzel Kabilem
Yeni Sayfa 2

BENİM GÜZEL KABİLEM
(Tek perdelik kısa oyun)
 


KİŞİLER

BEDİA : 46 yaşında, emekli öğretmen.

MURAT : Bedia'nın kocası, matematik profesörü.

DENİZ KARTALI : Yaşlı kızılderili.

DİŞİ KUNDUZ : Deniz Kartalı'nın karısı.

ALTIN BOYNUZ : Deniz Kartalı'nın oğlu.

KIZILCA ARI : Altın Boynuz'un karısı.

DEKOR :

Büyük bir evin, büyük salonu.
Girişte solda, Amerikan tipi açık mutfak. Sağda, koltuk takımı. Koltuk takımının ortasında, ahşap sehpa. Sağda geride, şömine görünümü verilmiş dekoratif bir soba. Sobanın önüne dizilmiş, değişik boylarda biblolar. Salon çok düzenli ve zevkli döşenmiştir.
Perde açıldığında, Bedia, iki elinde, iki büyük poşetle, salonun kapısını ayağıyla iterek açar ve içeri girer. Bol kesimli uzun bir kazak, altına uzun, salaş bir etek giymiştir.
Elindeki poşetleri sobanın önüne bırakır ve kendisini koltuğa atar. Bir süre, öylece tavanı seyreder. Sonra aniden sobanın önüne gidip oturur. Sobanın önündeki bibloları yere atar ve yerlerini boşaltır. Hızlı hareketlerle poşetleri açar. Poşetlerden, kırk santim boylarında, dört tane Kızılderili biblosu çıkar.

BEDİA : Senin adın... ( Düşünür.) Deniz Kartalı olsun. Neden mi? Çünkü ben ikisini de çok severim. Deniz ve kartal. Ayrıca bu isim sana çok yakıştı haberin olsun. (Göz kırpar.) Sana bir ağırlık kattı sanki bu isim. Ha, ne dersin? Artık ailemizin babası sensin. Böyle, ağır, oturaklı bir ismin olmalı senin. Evet, evet. Bu isim tam sana göre. Bu arada, kabilenin şefi ilan ediyorum seni. (Güler.) Ama... bir şartım var Deniz Kartalı. Hemen korkma yahu! Öyle zor bir şey değil istediğim. Tamam, söylüyorum; karına karşı, nazik ve duyarlı bir koca, oğluna karşı da ilgili ve merhametli bir baba olmanı istiyorum senden. Anlaştık mı? Bunu yapabilirsin değil mi? (Bekler.) Güzeeel... (Bibloyu, sobanın önüne koyar ve başka bir biblo alır.) Sen delikanlı! Senin adında, Altın Boynuz olsun. Ne oldu? Beğenmedin mi yoksa? (Biblonun başını göstererek.) Ama bu başlık sana çok yakışıyor ve isminde bununla alakalı olsun istemiştim. Ne? Tamam mı? (Sevinir.) Biliyordum! Seveceğini biliyordum. Ama böyle küçük aksilikler yapmanı da anlamıyor değilim. (İç geçirir.) Benimde bir oğlum olsaydı, eminim o da böyle, senin gibi bir çocuk olurdu. Neyse! (Güler.) Altın Boynuz, sen bir müzisyensin tamam mı? Arada sırada flüt çalarsın benim için değil mi? (Neşeyle el çırpar.) Çok güzel! (Başka bir biblo alır.) Evet... Sana ne diyelim güzel kız? Çalışkan birine benziyorsun. Ya, öylesin demek. Altın Boynuz'un sana aşık olmasına şaşmamalı. ( Güler.) Hem çalışkan hem de güzelsin. Ne hoş! Hımmm... Buldum! (Sevinçli.) Adın, Kızılca Arı olsun! Arı gibi çalışkan, kızıl bir sema kadar göz alıcı. Harika değil mi? Evet, beğendiğine sevindim. Seni şöyle, kocanın yanına oturtalım. Ha, ne dersin? (Güler.) Gülersin tabii. Aşıksınız ya birbirinize. (İç geçirir.) Bizde bir zamanlar aşıktık. (Dalar.) Neyse! Bunlardan bahsedip canınızı sıkmak istemem. Burada ilk gününüz. Sizden bahsedelim bugün. (Eğilir.) Bana bak Altın Boynuz, bu iyi bir kız, sakın onu üzeyim deme. Anlaştık mı? (Son bibloyu eline alır ve derin bir iç çeker.) Ah benim kadersiz kadınım. Ah benim fedakar annem. Sıra sana geldi öyle mi? Nasılda bana benziyorsun sen. (Bibloyu göğsüne bastırır. Saçlarını okşuyormuş gibi yapar.) Bize ne oldu böyle? Nasıl yaşlandık? Nasıl yalnız kaldık? (Bibloyu karşısına alır.) Tıpkı, tıpkı bana benziyorsun. Söylesene, sana ne isim verelim kader arkadaşım? (Cevap bekliyormuş gibi susar.) Konuşamıyorsun değil mi? Cevap veremiyorsun. (Hiddetlenir.) Alışmışsın çünkü susmaya! Yıllarca herkes bir şeyler yapmış ve senin fikrin bir kez bile sorulmamış! Kadın, her yerde kadın! Her zaman susması gereken, kadın! (Aniden yumuşar.) Hayır! Sakın sana kızdığımı düşünme. Utanma sakın. Sana değil, onlara kızıyorum. Bunu bize yapanlara kızıyorum. Neyse... Bir ismin olmalı önce. Hem seni hem de beni anlatan bir isim. Dur bakalım... (Bibloyu yere bırakır. Odanın içinde gezinmeye başlar. Aniden durur ve parmağını şaklatır.) Kunduz! Dişi Kunduz! Beğendin mi? (Bekler.) Doğrusu ben bayıldım. Kunduzlar çok çalışkan hayvanlardır biliyor muydun? Özellikle dişi olanları. (Gülümser.) Kunduz yuvalarının mimarları, dişi olanlarıdır. Üstelik hem mimar hem de işçi olurlar yuva yapılırken. Yaaa... Dişi bir kunduz, yavrularını korumak için, bir yılanla bile boğuşabilir. Düşünebiliyor musun? Çok fedakar bir dişidir kunduzun dişisi. Şimdi anladın mı neden bu ismi seçtiğimi? (Göz kırpar.) Şimdilik seni, gelininin yanına oturtalım, olur mu? Hem biraz konuş kızcağızla. Sor bakalım, bir derdi var mıymış? Altın Boynuz onun gönlünü hoş ediyor muymuş? Bunlar önemli şeyler değil mi? (Hüzünle iç çeker.) Bize kimseler sormadı halimizi, hatırımızı... Ama biz soralım Dişi Kunduz. Biz onurlu olalım. (Bibloların karşısına geçer.) Eveeet... Artık güzel bir ailemiz var. Hoş geldiniz benim mutlu ailem. Evime şeref verdiniz. (Koltuğa uzanır.) Epey yorulmuşum bugün. Sizlerde yorgun görünüyorsunuz. Neyiniz var böyle? Anladım... Yol yorgunluğu var üzerinizde. Tabii ya. Hem kolay iş mi yeni bir eve taşınmak? Ama sakın merak etmeyin. Çok çabuk alışacaksınız buraya. Seveceksiniz evinizi. (Odaya göz gezdirir.) Çok seveceksiniz. (Birden doğrulur.) Yemek! (Endişeli.) Hay Allah! Yemek yapmayı unuttum! Ne? Bana mı dedin Dişi Kunduz? Yemeği boş vereyim gitsin öyle mi? Hah hah! (Sinirli.) Senin için bunu söylemesi çok kolay tabi! Delinin teki olan senin kocan değil nasılsa! İstersen günlerce yemek yapma sen. Kimse başına kakmaz bunu. Ama ben... Ben yemek yapmalıyım tatlım. Yoksa Murat beni mahveder. (Ağlamaklı.) Belki, belki döver bile beni. Ne? Abartıyor muyum? (Şaşkın.) Siz bunu nasıl söyleyebilirsiniz ki?! Murat'ı tanımıyorsunuz bile! Hah! Abartıyormuşum. (Mutfağa gider ve dolanıp durur.) Ne yapıcam? Ne yapıcam? (Durup biblolara döner.) Biraz sohbet mi? Delirdiniz mi siz? Ya yemek? (Kararsız.) Peki, peki. (Gülümser.) Dediğiniz gibi olsun. Sohbet edelim. (Oturur.) Aslında yemek yapmak zorunda değilim. Evet, çok haklısın Deniz Kartalı. Hizmetçi miyim ben? Hayır. Değilim! Ben bir eğitimciyim. (Hüzünlü.) Eğitimciydim... Hayır! Üzülmüyorum. Çünkü bunu ben seçtim. Neden mi? (Dalgın.) Yapamıyordum. Artık yapamadığımı anladım işte. (Kızgın.) Aslında hepsi onu suçu. Kim mi? Murat tabii. Hepsi onun yüzünden oldu. Hep aşağıladı beni! Hep! Ama göreceksiniz. Bana yaptıklarının hepsini burnundan getireceğim onun! Tamam, tamam sakinleşiyorum. (Esner.) Öyle yorgunum ki... Sonra konuşalım olur mu? (Hemen uykuya dalar.)

( Sahne ışıkları karartılır. Işıklar tekrar yandığında, biblolar, canlı kızılderililerdir ve kadının etrafında oturuyorlardır. Bedia uyanır.)


BEDİA : (Gülümseyerek gerinir.) Merhaba Deniz Kartalı. Çok uyudum mu ben?

DENİZ KARTALI : (Elindeki bıçağı bir bez parçasıyla temizlemektedir.) Hayır hanımefendi. Bir saat bile değil.

DİŞİ KUNDUZ : (Kucağında bir tepsi, pirinç ayıklamaktadır.) Çok yorgundunuz üstelik.

KIZILCA ARI : (Gülümser.) Evet, çok.

BEDİA : Şimdi daha iyi hissediyorum kendimi.

DİŞİ KUNDUZ : Bu çok iyi hanımefendi.

BEDİA : (Dişi Kunduz'a doğru eğilir.) Ne yapıyorsun öyle?

DİŞİ KUNDUZ : Isırgan otlu pirinç çorbası. Sizin için. Yorgunluğunuzu alıp götürecek.

KIZILCA ARI : (Gülümser.) Evet hanımefendi. Yorgunluğa birebirdir bu bizim çorba.

BEDİA : (Ayaklanır.) Size yardım edeyim.

DENİZ KARTALI : Yooo...

DİŞİ KUNDUZ : Olmaz...

KIZILCA ARI : (Gülerek.) Biz neden buradayız sanıyorsunuz.

BEDİA : Neden?

KIZILCA ARI : (Gülümser.) Siz daha fazla yalnız ve yorgun olmayın diye hanımefendi.

BEDİA : (Oturur. Sevinçli.) Sağ olun. Çok sağ olun.

DENİZ KARTALI : (Dişi Kunduz'a.) Evet. Malzemeler hazır mı bakalım?

DİŞİ KUNDUZ :
(Elindeki tepsiyi kocasına uzatarak.) İşte burada.

BEDİA : (Şaşkın.) Yemeği Deniz Kartalı mı pişirecek yani?

DİŞİ KUNDUZ : Neden şaşırdınız hanımefendi?

BEDİA : Bilmem. Garip geldi biraz.

DİŞİ KUNDUZ : Ama böyle olmasını siz istemediniz mi?

BEDİA : (Şaşkın.) Ben mi? Sizin aile içi işleriniz beni neden ilgilendirsin ki?

DİŞİ KUNDUZ : Ama bu aileyi siz kurdunuz hanımefendi. Bu kabileyi siz yarattınız. Ve burada her şey, sizin istediğiniz gibi işler.

KIZILCA ARI : Hepimiz size aitiz hanımefendi.

DENİZ KARTALI : Siz nasıl isterseniz, biz öyle oluruz. (Altın Boynuzr17;a bir göz hareketi yapar ve Altın Boynuz kalkıp Bediar17;nın yanına oturur.)
ALTIN BOYNUZ : Ve bende artık sizin oğlunuzum.

BEDİA : (Şaşkın.) Oğlum mu?

ALTIN BOYNUZ : Evet hanımefendi. Hep benim gibi bir erkek evlat istememiş miydiniz?

BEDİA : (Üzgün.) Evet. Hem de çok istedim.

ALTIN BOYNUZ : (Kollarını açarak.) Öyleyse sarılın bana. Artık sizin oğlunuzum.

BEDİA : (Altın Boynuz'a sarılır. Ağlamaya başlar.) Oğlum! (Çocuğun yüzünü, ellerini öper.) Sahiden benim oğlum musun artık?
ALTIN BOYNUZ : Evet anneciğim. Siz istediğiniz müddetçe oğlunuzum.

BEDİA : (Tekrar sarılır.) Allah'ım! (Yakarır gibi ellerini açar.) Allah'ım! Sonunda acıdın bana değil mi? Sonunda bu rahimsiz kadına rahim oldun da bir çocuk yaptın değil mi? Şükürler olsun sana! Şükürler olsun! (Dişi Kunduz'a.) Ya sen ne olacaksın? Nasıl vereceksin öz oğlunu bana?
DİŞİ KUNDUZ : (Güler.) Sizin için doğurdum ben o çocuğu. Elbette şimdi size vereceğim.
BEDİA : (Şaşkın.) Benim için mi doğurdun?
DİŞİ KUNDUZ : Tabii ya. Size söyledik ya, siz nasıl isterseniz, biz öyle oluruz. Siz çocuk istediniz bende sizin için rahim oldum ve bir evlat doğurdum. Hepsi bu hanımefendi.
BEDİA : (Sevinçten ağlamaklı.) Ah! Hepinizi çok seviyorum! Benim mutlu ailem! Hepinizi çok seviyorum!
DİŞİ KUNDUZ : Bizlerde öyle hanımefendi.

DENİZ KARTALI : (Gülerek.) Artık yemeği yapalım mı?

BEDİA : (Ayaklanır.) Ah! Çok afedersin Deniz Kartalı. Hemen ocağı yakayım ben.

DENİZ KARTALI : Hayır. Durun.

BEDİA : (Şaşkın.) Neden? Ne oldu?

DENİZ KARTALI : Bizler ocak kullanmayız hanımefendi. Bilmiyor muydunuz?

BEDİA : Anlamadım. Yemekleri pişirmez misiniz yani?

DENİZ KARTALI : Hayır, hayır. Sadece ocakta pişirmeyiz yiyeceklerimizi.

BEDİA : Peki ama neden?

DENİZ KARTALI : Bu bir gelenektir hanımefendi. Yiyecekler, topraktan yaptığımız kaplara konur. Bu kapların odun ateşine konması ve orada pişmesi gerekir ki toprakla odunun teması olsun.
BEDİA : (Sevinçli.) Çok haklısınız. Her şey doğal olsun. Olsun da... Nerede pişireceğiz?

DENİZ KARTALI : Ateş yakacağız hanımefendi.

BEDİA : (Şaşkın.) Nereye?

DENİZ KARTALI : (Sehpayı işaret ederek.) İşte, tam buraya. Yeterince alanımız var burada. Böylece hepimiz, ateşin etrafına oturabiliriz.
BEDİA : Evin içinde ateş yakacağız öyle mi?

DENİZ KARTALI : Eğer istemezseniz...

BEDİA : Yo, yo... Yakalım. (Gülerek avuçlarını ovuşturur.) Her şey usulüne göre olmalı. Öyle değil mi oğlum?
ALTIN BOYNUZ : Elbette anneciğim.

BEDİA : ( Çocuğa sarılır.) Canım oğlum!

DENİZ KARTALI : Öyleyse başlayalım. (Deniz kartalı, Altın Boynuz'a bir baş hareketi yapar.) Hadi bakalım Altın Boynuz, ateş şarkısı!

(Altın Boynuz, belindeki flütü çıkarıp bir şarkı çalmaya başlar. Bu sırada Bedia, sobanın içindeki odunları çıkarır, sehpanın üzerine yığar. Diğerleri, kadının çevresinde dönüp dans ederler.)
BEDİA : (Elindeki çakmağı havaya kaldırarak bağırır.) Haydi, ateşimiz yansın artık!

(Kapı açılır. İçeriye Murat girer. Kızılderililer biblo gibi hareketsiz kalırlar.)
MURAT : (Hayret içinde.) Bedia!

BEDİA : (Şaşkın.) Murat!

MURAT : ( Kadının yanına oturur.) Ne yapıyorsun Bedia? Bu odunların ne işi var burada?

BEDİA : ( Şaşkın.) Ben... Ben...

MURAT : (Kadını koltuğa oturtur.) İyisin değil mi hayatım? Bir şeyin yok değil mi?

BEDİA : (Ürkek.) Murat?

MURAT : ( Kadının saçlarını okşayarak.) Söyle bir tanem, söyle.

BEDİA : Ben... Ben, yemek yapamadım Murat.

MURAT : (Gülümseyerek.) Yemek mi? Yemeğin ne önemi var karıcığım. Yemek falan istemiyorum ben. Sen iyi ol yeter.
BEDİA : Bana vurmayacaksın değil mi Murat?

MURAT : (Şaşkın.) Vurmak mı? Ne vurması Bedia?

BEDİA : Yemek yapmadım diye vurma bana.

MURAT : Bedia, ben sana ne zaman vurdum? (Ağlamaklı.) Senin tırnağına bile dokunamam ben.
BEDİA : O zaman, bunu onlara da söyle. Hepsinin önünde, bana vurmayacağına dair söz vermeni istiyorum.
MURAT : Bedia sen ne diyorsun Allah aşkına? Kime söyleyeceğim?

BEDİA : (Cevap vermez.)

MURAT : Bedia, güzel karım benim. Hadi gel seninle biraz dolaşmaya çıkalım. Ne dersin?

BEDİA : Ne dolaşması? Önce söz ver.

MURAT : Tamam Karıcığım. Söz veriyorum. Herkesin önünde, sana vurmayacağıma dair söz veriyorum. Oldu mu? Hadi, şimdi gezintiye çıkıyoruz canım. Ceketini getireyim. (Gidecek gibi olur.)
BEDİA : (Atılır.) Nereye?

MURAT : Kudret Beylere hayatım. Gitmek istersin değil mi?

BEDİA : (Bağırır.) Kudret Beyler ha! Ben bunamadım Murat! Bana bunak muamelesi yapmaya utanmıyor musun sen? Kudret Beylermiş! Hah! Doktor Kudret Bey desene sen şuna! Doktora gidelim desene. Öyle söyle de ağzının payını vereyim değil mi? Doktorluk işim yok benim! İstemem Kudret mudret! İkiniz bir olup öldüreceksiniz beni değil mi? Planınız buydu değil mi? Hah hah! Bende aptalım değil mi? (Alaycı.) Çok aptalım değil mi sayın profesör?
MURAT : Bedia...
BEDİA : Meğer her gün arkamdan öldürme planları yapıyormuşsunuz da haberim yokmuş. Ah! Aptal Bedia!
MURAT : Öldürmek mi?

BEDİA : Öldürmek ya! Bak Deniz Kartalı. Kocam dediğim adam, beni öldürmeye çalışıyormuş, gördün mü? Yazıklar olsun sana! Yazıklar olsun! (Elindeki çakmağı çakarak, odunları tutuşturmaya çalışır.)
MURAT : ( Kadının kollarını kavrar.) Bedia! Kendine gel ne olur! Ben seni neden öldürmek isteyeyim karıcığım? Neden yapayım bunu?
BEDİA : Çünkü utanıyorsun benden. (Alaycı.) Çünkü senin gibi koskoca bir profesöre yakışmıyorum ben. (Ağlamaklı.) Bu yüzdende o aptal doktorla birleşip beni öldürmeye karar verdiniz. Görüyorsun ya Deniz Kartalı, neredeyse kanacaktım bu alçak adama.
MURAT : (Kadını sarsar.) Deniz Kartalı da kim? Allah'ım ne olur aklımı koru!

BEDİA : Bırak beni! Deniz Kartalı kim mi? Çok merak ettiysen söyleyeyim. Deniz Kartalı benim kocam.
MURAT : (Şaşkın.) Kocan mı?

BEDİA : Evet, öyle. Altın Boynuz da oğlum.

MURAT : Oğlun ha?

BEDİA : Oğlum ya! Hep içten içe ezdin beni. Çocuğum olmuyor diye kınadın. İçinden içinden sövdün hep kadınlığıma değil mi? Bunları bilmiyor muyum sanıyorsun? Doğru, sen benim aptalın biri olduğumu düşünüyorsun. Unutmuşum. Ama değilim Murat! Ben her şeyi biliyorum. Her şeyi... Ve bak, artık bir çocuğum var! (Altın Boynuz'a sarılır.) Hem de aslan gibi bir oğlan çocuğu!
MURAT : (Acıyarak.) Oğlun, o mu Bedia?

BEDİA : Evet! (Deniz Kartalı'nın yanına gider ve ona sarılır.) Bu da kocam. (Bağırır.) Aç o gözlerini! Bak ve gör! Gör de kahrol. Yıllardır bana çektirdiklerinin cezasını çek şimdi!
MURAT : (Gözlerini elleriyle kapamış, ağlamaktadır.) Bedia, yapma...

BEDİA : (Deniz Kartalı'nı öper.) Bak bize Murat! Bak bize dedim sana!

MURAT : Bedia, onlar...

BEDİA : Ne olmuş onlara? Harika insanlar onlar. (Hareketsiz duran kızılderililerin etrafında dans eder gibi dolanır.) Her istediğimi yapıyorlar. Hem de her istediğimi!
MURAT : Bedia...
BEDİA : Her şey, ben nasıl istersem öyle oluyor. Her şey!

MURAT : Bedia.... (Yere çöker.)

BEDİA : Ne var?!

MURAT : Bedia, onlar canlı değiller ki!

BEDİA : (Kızgın.) Sen ne diyorsun be adam!

MURAT : Onlar sadece biblo Bedia. Biblo onlar.

BEDİA :
(Kuşkulu.) Hayır.

MURAT : (Kadının ayaklarına kapanır.) Güzel karım benim! Sen benden ne istedin de ben yapmadım? Sen mutlu ol diye neyim var neyim yoksa feda etmeye hazırım ben. Şu dünyada senden daha çok değer verdiğim hiçbir şey yok! Hiçbir şey! Nasıl olurda benim sana kötü davrandığımı söylersin? Nasıl Bedia? Nasıl?... (Ağlamaya devam eder.)
BEDİA : (Acıyarak.) Murat...

MURAT : Ömrümü sana adadım ben Bediam. Sen iste... sen iste onu da feda ederim. Yeter ki iste, her şeyden vazgeçerim inan.
BEDİA : Ya matematik?

MURAT : Umurumda mı sanki matematik?!

BEDİA : (Küçümseyerek.) İlk aşkım derdin onun için.

MURAT : Bıktım ondan!

BEDİA : (Kuşkulu.) Demek bıktın.

MURAT : (Ayağa kalkar.) Evet bıktım. Senden başka her şeyden bıktım Bediam! Sayılar, işlemler, ispatlar, mutlak doğrular... Aahh!! Hepsinden bıktım. Senden başka hiçbir şey istemiyorum artık.
BEDİA : Tüm o saydıkların, her şeyden değerliydi senin için.

MURAT : Senden değerli değil Bediam!

BEDİA : (İkircikli.) Ben...

MURAT : (Kadının kollarını tutar.) Sen benim tek aşkımsın Bedia. Ne dersen de bana ama seni sevmediğimi, seni üzdüğümü söyleme. Evet, seninle istediğin kadar çok ilgilenemedim. Lanet olsun işlerime! Bundan sonra, her zaman yanındayım Bediam. (Kadına sarılır.) Hep yanında olacağım karım benim! Güzel karım! Çok seviyorum seni! Çok seviyorum!
BEDİA : Seviyor musun?

MURAT : (Yalvarır.) İnan bana Bedia. Her şeyden çok seviyorum seni.

BEDİA : (Deniz Kartalı'na.) Duydun mu? Seviyormuş beni.

DENİZ KARTALI : (Fısıldar.) Yalan.

BEDİA : (İrkilerek.) Yalan!

MURAT : Yemin ederim Bedia. Yalvarıyorum inan bana. Seviyorum seni!

BEDİA : Onlar yalan olduğunu söylüyorlar ama!

MURAT : (Kızgın.) Onlar kim?!

BEDİA : Kızılderililer.

MURAT : Bedia! İnanma onlara. Yalan söyleyen onlar.

BEDİA : (Ağlamaklı.) Ama... onlar beni seviyorlar.

DİŞİ KUNDUZ : (Fısıldar.) Evet. Seviyoruz sizi.

KIZILCA ARI : (Fısıldar.) Çok seviyoruz.

BEDİA : (Sevinçli.) Çok seviyorlar beni. Bana yalan söylemezler!

MURAT : (Çaresiz.) Ya ben Bedia? Ya ben...

ALTIN BOYNUZ : (Ağlamaklı.) İnanma ona anne.

BEDİA : (Kızgın.) Hayır! İnanmıyorum! Sen yalancısın Murat! Sevmiyorsun beni! Onlar kadar sevmiyorsun.
MURAT : Demek inanmıyorsun bana, öyle mi Bedia? Onları seçiyorsun öyle mi?

ALTIN BOYNUZ : Bırakma bizi anne.

BEDİA : Hayır! Bırakmıyorum sizi!

MURAT : Bedia. Söyle bana Bedia. Onlar mı yoksa ben mi?

BEDİA : (Şaşkın.) Onlar mı, sen mi? Onlar mı, sen mi?

DENİZ KARTALI : Siz nasıl isterseniz, biz öyle oluruz. Nasıl isterseniz.
DİŞİ KUNDUZ : Sizin için rahim olur, çocuk doğururuz.

MURAT : Bedia?

KIZILCA ARI : ( Gülümseyerek.) Sizin için kartal tüylerinden kolyeler yaparım.

ALTIN BOYNUZ : Flüt çalarım size anneciğim. Türküler söylerim.

MURAT : Bedia. Söyle.

KIZILCA ARI : Bakın şimdiden bir kolye yaptım sizin için. Daha neler neler yaparım.

ALTIN BOYNUZ : Sizi tatile çıkarırım. Birlikte bir yelkenliye bineriz. Dümene siz geçersiniz. Siz nereye gitmek isterseniz oraya gideriz. İsterseniz hemen, yarın gidelim anneciğim.
MURAT : Bed...

BEDİA : Onları seçiyorum!

MURAT : (Ellerini tutar.) Yapma karıcığım. Gel benimle. Yapma ne olur...

ALTIN BOYNUZ : Anne...

BEDİA : (Ellerini çeker.) Evet! Evet! Onlarla kalıyorum Murat. Git buradan. Bizi yalnız bırak. Ben bu aileye aitim artık.
MURAT : (Şaşkın.) Gideyim mi?

DENİZ KARTALI : Gitsin.

BEDİA : (Sessiz.) Git.

MURAT : Yapma Bedia...

DİŞİ KUNDUZ : Burada ona yer yok hanımefendi. Gönderin onu.

BEDİA : Git Murat. Git buradan.

MURAT : (Başı öne eğik.) Peki Bedia. Giderim. Yeter ki sen mutlu ol. (Çıkar.)

BEDİA : (Arkasından gidecek gibi olur.) Murat...

DENİZ KARTALI : (Kadının kolunu tutar.) Durun hanımefendi. Çok doğru bir karar verdiniz. Şimdi bunu uygulamalısınız. O adam sizi öldürecekti. Unuttunuz mu yoksa?
BEDİA : (Tereddütlü.) Evet, ama...

DİŞİ KUNDUZ : En doğrusunu yaptınız hanımefendi. Sizinle gurur duyuyoruz.

BEDİA : Öyle mi dersiniz?

DİŞİ KUNDUZ : Tabii. Siz her şeyin en doğrusunu bilirsiniz.

DENİZ KARTALI : Siz, harika bir kadınsınız hanımefendi.

ALTIN BOYNUZ : Harika bir kadın ve harika bir anne.

BEDİA : (Sevinçli.) Sahi mi?

ALTIN BOYNUZ : (Kadının boynuna sarılır.) Hem de dünyadaki en fedakar annesiniz. Benim için, oğlunuz için, ondan vazgeçtiniz. Hem de hiç düşünmeden. Bunu her kadın yapamazdı anneciğim.
BEDİA : Oğlum benim! Senin için her şeyden vazgeçerim.

KIZILCA ARI : (Bedia'nın boynuna bir kolye geçirir.) Bunu sizin için yaptım.

BEDİA : (Sevinçli.) Ah! Çok güzel bir şey bu!

KIZILCA ARI : Bu kolye, sizi kötü ruhlardan korur. Bunu boynunuzda taşıdığınız sürece, kimse size zarar veremez.
BEDİA : (Üzgün.) Kimse incitmesin artık beni.

DENİZ KARTALI : Bir anlamı daha var bu kolyenin.

BEDİA : (Meraklı.) Öyle mi? Nedir?

DENİZ KARTALI : Bu kolyeyi takarak, kabilemizin koruyucusu ve öğreticisi olmayı kabul etmiş oluyorsunuz hanımefendi.
BEDİA : Yani bende artık bu kabileye dahilim öyle mi?

DENİZ KARTALI : Elbette! Hep öyleydiniz zaten.

BEDİA : Üstelik koruyucu ve öğretici olarak.

DİŞİ KUNDUZ : Çok iyi bir öğretici olacağınızdan eminim hanımefendi.

BEDİA : (Sevinçli.) Öğreticilik! Bu benim mesleğim Dişi Kunduz!

DİŞİ KUNDUZ : (Gülümseyerek.) Biliyoruz hanımefendi, biliyoruz. Ama bu sefer, eskisi gibi olmayacak. Asla emekli olmak zorunda kalmayacaksınız bu işinizden.
DENİZ KARTALI : Hiç kimse sizin yetersiz bir öğretici olduğunuzu düşünmeyecek.

KIZILCA ARI : Ağzınızdan çıkan her söz, bizim ilmimiz olacak. Size, kimsenin duymadığı kadar saygı duyacağız.
ALTIN BOYNUZ : Sizde bizi bırakıp gitmeyeceksiniz anneciğim.

BEDİA : (Hüzünlü.) Neden bırakayım oğlum?

ALTIN BOYNUZ : Diğer öğrencilerinizi bıraktığınız gibi, bizi bırakmayacaksınız biliyorum.
BEDİA : Bir gün anlarsın onları neden bıraktığımı yavrum. Ama siz... sizi asla bırakamam. Ölümüm söz konusu olsa bile ayrılmayacağım sizlerden.
DENİZ KARTALI : (Aralarına girerek.) Mutlusunuz değil mi hanımefendi?

BEDİA : Nasıl mutlu olmam? Çok mutluyum. Çok...

DİŞİ KUNDUZ : (Gülerek.) Bu bizleri de mutlu eder.

BEDİA : (Dalar.) Hep bir oğlum olsun istemiştim. Bana onu verdiniz. Bana kadınlığımı, analığımı geri verdiniz.
DİŞİ KUNDUZ : (Eğilir.) Görevimiz buydu.
BEDİA : Mesleğime aşıktım. Öğretmendim ben. Hem ne öğretmen! Bütün öğrencilerim, bir an bile ayrılmazlardı eteğimden. (Derin bir iç çeker.) Çocuğum yerine koyardım hepsini. Çok severlerdi beni. Ama... ama bırakmak zorunda kaldım. (Hiddetlenir.) Yapamıyordum işte. Yapamıyordum...
DENİZ KARTALI : Şimdi yapacaksınız.

BEDİA : (Yumuşar.) Evet. Bana işimi geri verdiniz.

DENİZ KARTALI : Yeter ki siz mutlu olun.

BEDİA : (Ağlayarak.) Sağ olun... Sağ olun benim biricik ailem. Benim güzel kabilem...

DENİZ KARTALI : Artık herkes mutlu olduğuna göre, ateşimizi yakabiliriz değil mi hanımefendi?
BEDİA : (Sevinçle.) Elbette!

DENİZ KARTALI : (Parmağını şaklatır.) Öyleyse ateş şarkısı başlasın Altın Boynuz!

(Altın Boynuz flütünü çalmaya başlar. Bedia odunların başına oturur. Çakmağı çakacağı sırada kapı açılır. Murat, üzerinde kızılderili kostümleriyle içeriye girer.)

BEDİA : (Şaşkın.) Murat, sen...

MURAT : (Gülerek kadının yanına oturur.) Haydi, ateşimiz yansın artık!

 

SON


BENİM GÜZEL KABİLEM
(Tek perdelik kısa oyun)
Yazan
Angie

Yorum
#1 | yesiltuy - Ocak 02 2009 00:42:12
Avatar Tek kelime ile harika bir piyes umarım bir gün Kızılderili Net Kabilesi olarak bunu sahneleriz.. Ne dersiniz çok güzel olmaz mı Smile
#2 | Guney Gunesi - Şubat 09 2009 01:42:50
Avatar Güzel sitemizin güzel insanları beğenir ve talepte bulunur ise neden olmasın yeşiltüy. Ben beğendim doğrusu Wink
#3 | savas_BOGA - Mart 22 2009 17:19:56
Avatar yok güzel olur zor olur ama zor oldugu için güzel olur
#4 | magua - Nisan 25 2009 16:26:51
Avatar kusura bakmayın ama ben bu oyundan hiç birşey anlamadım...
#5 | Korkusuz - Ekim 14 2009 12:46:27
Avatar magua anlamadığın yer neresi yardımcı olayım arkadaşıma
#6 | rase - Nisan 17 2010 09:37:57
Avatar Oyun çok güzeldi, sonunuda güzel bi konuya bağlamışlar ama sonuç gerçekten iyiydi biraz daha uzatılabilirdi...
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Oylama
Sadece Kabile Üyeleri Oylayabilir.

Lütfen Kabilemize Üye Olun Yada Üye Girişi Yapın.

Harika! Harika! 75% [3 Oylar]
Çok İyi Çok İyi 0% [Oylanmamış]
İyi İyi 0% [Oylanmamış]
Fena Değil Fena Değil 25% [1 Oy]
Kötü / Berbat Kötü / Berbat 0% [Oylanmamış]
Magpie Annem Anısına
Kızılderililer ile ilgili her konuda bana yardımcı olan ve hiçbir sorumu yanıtsız bırakmayan manevi annem dediğim Micmac Kızılderilisi Magpie Annecim.. Keşke hayatta olsaydın da hayalim olan bu siteyi açtığımı ve her geçen gün daha da geliştirdiğimi, Kızılderili Kültürünü Türkiye'ye tanıttığımı görebilseydin.. Sen rahat uyu annecim.. Göstermiş olduğun yolda yürüyen biri hala hayatta..
yesiltuy
Kullanıcı Paneli
Kullanıcı Adı

Şifre



Üye Olmak İçin
Lütfen Tıklayın.

Şifremi Unuttum?
Yeni Şifre Talep Et Buradan.
Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 4

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 715
· En Yeni Üye: nezih
Dumanla Haberleşme
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

25/08/2010 01:52
son olarak sunu soyliyecem, domuz avrupadan getirmis burada, kristof kolumb 8 domuz getirdi ve daldilar her yerde yoksa daha onceden yoktu.

25/08/2010 01:51
bu bir arkadasimizdir, e-maillere cevap veriyor ve dostumuzdur>> www.cookingwiththe
wolfman.com

25/08/2010 01:49
bu her kesde var, tam Kizilderili yemek budur>> http://whatscookin
gamerica.net/Histo
ry/NavajoFryBread.
htm

25/08/2010 01:46
Butun Kizilderilierde kizartmis ekmek ve tako var. duz pankek gibi yag icinde kizartmis ekmek. Tako lahmacundur.

25/08/2010 01:43
nihayet girebildim, sayin Zafer arkadas google'e First Nations Recipes aradi zaman Turtleisland.Org gibi sitelerde tarifler var.

23/08/2010 14:54
sevgili yeşiltuy yardımların ve ilginden dolayı çok teşekkür ederim inşallah sevgili miighanda dökümanlar vardır

18/08/2010 17:00
Bu konuda size Miighan arkadasımız belki yardımcı olabilir kendisini sizinle irtibata gecirecegim.

18/08/2010 11:49
Sevgili yeşiltuy inşallah bu konsepti olusturdugumda bütün üye kardeşlerimle paylaşırım benim bu arştırmayı yapmam iyi olacagını ve katkı saglayacagını düşünüyorum elinde bu şekilde dökümanı olan yada

14/08/2010 19:11
İstemiş oldugun bilgiler henuz bizim elimizde mevcut olmayan bilgilerdir ZAFER.

11/08/2010 11:17
yemeklrinden bazılarından örnek üç kardeş çorbası sabır otundan yapılan ekmek patates balkabagı fasulye mısır bufalo geyik eti yediklerini ve başka varsa bunu ögrenmek istiyorum tşk Smile

Veteriner Hekim Müge Eyice
Köpeklerle İlgili Sorunlarınız
Kedilerle İlgili Sorunlarınız
Kuşlarla İlgili Sorunlarınız
Balıklarla İlgili Sorunlarınız
Diğer Hyv. İlgili Sorunlarınız
En Son Eklenen Dosyalar
An American Indian 139
Kokopelli's Cafe 84
Lakota Ceremonical S... 103
In Medicine River 88
Mythic Dreamer 87
Shaman Of Peru 96
Douglas Spotted Eagl... 98
Sacred Spirit 3 - Mo... 86
En Çok İndirilenler
Kızılderililer ve Tü... 2925
The Last Of The Mohi... 338
Mohicans - Deep Spir... 236
Ceremony To Mother E... 155
Mohicans Chapter 2 151
An American Indian 139
Ecuador Artists Roma... 121
Sacred Woman 104
Son Resimler

Kızılderili Bileklik 7

Kızılderili Bileklik 6

Kızılderili Bileklik 5
Anket
Kızılderili Olarak Doğsaydınız Hangi Kabileden Olmak İsterdiniz ?





















Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.
Sayfa oluşturulma süresi: 0.03 saniye 298,122 Kızıl Yürekli Dost, Kabilemizi Ziyaret Etmiştir.