Tavşanın Dansı

Tavşanın Dansı
Kızılderili Hikayeleri 7 Aralık 2016 902 defa okundu 0 yorum

Bir zamanlar bir grup Mohawk, Adirondacks’ın vahşi bir köşesinde kamp yapıyorlarmış. Düşen Yapraklar Ay’ı esnasında (ekim ayına doğru), çok sayıda Mohawk, Mohawk nehri boyunca, esas köylerini terk edip, Kuzeye doğru, dağlara, avlanmanın verimli olduğu yerlere doğru giderlermiş. Bu ormanla kaplı vadilerde, avcılar kış ayları için et ve geyik derisi biriktirmeye çalışıyorlarmış. Yeterli miktarda biriktirdikten sonra, köylerine kadar tekrar Güney’e doğru yol alıyorlarmış. Bazı avcılar bütün kış boyunca dağlarda kalıyorlarmış.; çünkü çok sayıda kürk hayvanı yakalanıyormuş. Kunduz derilerinin, henüz beyaz adam gelip silah ve ateş suyuyla takas etmeden önce de ticari bir değeri varmış.

Bu avlanma kamplarında iki küçük oğlan yaşıyormuş. Birinin adı Onowara (Kaplumbağa) ve diğerinin adı Oweya (Kanat) imiş.

Bir sabah erkenden avcılar geyik avına hazırlanırken, Kaplumbağa ve Kanat tek başlarına küçük bir keşif için seyahate çıkmışlar. Ellerinde küçük yayları ve omuzlarında çapraz olarak asılı tirkeşlelerini taşıyorlarmış. Ormanda uzun süre yürümüşler. Gürültü çıkarmamaya çalışarak, sessizce yürüyorlarmış.  Çünkü bir av hayvanı bulmayı umuyorlarmış. Beklemedikleri bir anda bir tavşan veya benzeri bir hayvan yakalamak istiyorlarmış. Kampın oldukça uzağında, çamların arasında bir düzlüğe varmışlar. Tavşanın ayak izlerini tanımışlar ve dolayısıyla, yaylarını daha sıkı tutup hazırola geçmişler. Düzlüğün ortasına kadar gitmişler ve tavşanı aramaya başlamışlar.

Birden bire sanki yerden gelen boğuk bir ses duymuşlar. Şaşkınlıktan donakalmışlar oğlanlar. Tam önlerinde dev gibi kahverengi tavşan görmüşler. Bu kocaman hayvan kendileri kadar büyükmüş !

Tavşan bir süre arka ayaklarının üzerinde durup küçük Mohawk’lara bakmış. Bu yüzden Kaplumbağa ve Kanat, Tavşan avını tümüyle unutmuşlar. Çünkü daha önce hiç bu kadar büyüğünü görmemişler. İlk başta korkmuşlar, ancak tavşan tehdit edici hiçbir davranışta bulunmadığı için, çok geçmeden korkuları geçmiş.

Oğlanlara tepeden tırnağa baktıktan sonra tavşan, yeniden arka ayaklarıyla toprağa vurmaya başlamış… Anında, uzun bir yol boyunca koşan uzun bir tavşan sürüsü belirmiş. Tavşanlar hızla düzlüğe ulaşmış ve oğlanların hiç beklemedikleri bir şekilde değişik taklalar atmaya başlamışlar. Yüzlerce tavşan var gibiymiş… Dar patikadan başlayarak düzlüğe kadar koşan, atlayan,zıplayan ve birbirini takip eden sonsuz bir tavşan topluluğuymuş. Sanki her yerde oldukları izlenimini veriyorlarmış ve her bir tarafta atlayıp zıplamak için deliriyorlarmış. Bazen sanki Yüzük Oyunu oynuyor gibilermiş.

Orada burada, birbirlerinin ardında koşuyorlarmış. Zaman zaman zıplayarak ve tekmeler atarak daire şeklinde dönüyorlarmış. Bu arada Büyük Şefleri, oğlanların yanında duruyormuş. Bu denli hayat dolu halkına bakıyormuş ama hiç bir şeye katılmadan gözcülük yapıyormuş.

Etraflarında atlayan ve zıplayan tavşanlara bakmaktan, Büyük Tavşan Şefe duydukları korkuyu unutmuşlar… Oğlanlar oldukları gibi tavşanlarla koşmak istiyorlarmış… Kaplumbağa bir tanesini yakalamaya çalışmış; ancak başaramadığından onu takip etmeye başlamış. Kanat da Büyük Tavşan Şefi unutup oyuna katılmış…

Birdenbire, şiddetli bir “Güm, Güm Güm” sesi duyulmuş.Büyük Tavşan Şef, halkını bu şekilde uyarıyormuş.Anında büyük bütün tavşanlar durmuş… Put gibi duruyorlarmış. Sanki oldukları yerde donmuşlar! Çok heyecanlanan iki oğlan koşmayı bırakmış ve korkuyla Büyük Tavşan’a bakmışlar. Büyük Tavşan aynı gürültüyü iki kez tekrarlamış… Anında diğerleri zıplamış ve arka arka sıralanmış bir şekilde düzlükten ayrılıp geldikleri yönde gözden kaybolmuşlar.

Büyük Tavşan Şef, sonuncusunun da düzlükten ayrılmasını beklemiş ve son bir “Güm!” sesiyle kendisi de zıplayarak yola koyulmuş ve kısa sürede gözden kaybolmuş. İki oğlan da çok şaşkınmış. Oğlanlar hızla kampa geri dönüp, babalarına gördüklerini anlatmışlar. Babaları gülmeye başlamış ve oğlanların çok büyük bir hikaye anlatma kabiliyetleri olduğunu söylemiş. Ancak bilge bir kişi olan büyükbabaları bütün bunları zamanında görme şansına sahip olmuş. “Tavşanların dansına tanık olmuşsunuz” demiş. “Tavşanların da, insanlar gibi, kendilerine ait yolları ve konsey yerleri vardır. Konsey oluştururlar ve bir yerden diğerine hareket ederler. Arka ayakları ile yere vurarak birbirlerine gizli sinyaller iletirler. Çok az insan tavşanların dansını görebilmiştir ve bu şansa sahip olmuş kişiler, genellikle mükemmel avcı olurlar! Görmüş olduğunuz Büyük Tavşan,Büyük Tavşan Şefti ve Halkını gözetliyordu!”

Ve yaşlı adam,bilge bir edayla başını sallayarak ahşap evine geri dönmüş.

Yorumlar

Yorum Yapmak İster misiniz?