Kızılderili Dökümanları

Marlon Brando’nun Oscar Konuşması

Yazar : yesiltuy

27 Mart 1973 yılında düzenlenen Oscar Ödül Töreni’nde Marlon Brando kazanmış olduğu En İyi Erkek Oyuncu ödülünü reddeti. Peki Neden ?

Baba filmi o yıllarda ortalığı kasıp kavurdu. Marlon Brando muhtemelen ödülü kazanacağını tahmin etmişti. Bu yüzden ödül törenine yazmış olduğu konuşma metni ile birlikte Apache kanı taşıyan oyuncu arkadaşı 26 yaşındaki Sacheen Littlefeather’ı gönderdi. Her yerde gerçek ismi Maria Luiz Cruz olarak lanse edilir. Bizce ise gerçek ismi Sacheen Littlefeather’dır. 

1973 yılı Oscar ödül töreninde sunucu olarak görev yapan Liv Ullmann ve Roger Moore idi. Liv Ullman kazanan kişinin Marlon Brando olduğunu açıkladığında sahneye Sacheen Littlefeather çıktı. Çünkü Marlon Brando Oscar Ödül törenine gelmemişti. Peki neredeydi ? Niçin herkesin hayalini kurduğu Oscar ödülü reddetmişti ? 

Oscar gecesine geri dönelim. Sacheen Littlefeather sahneye çıktığında herkes Marlon Brando ödül törenine gelmediği için ödülü Sacheen Littlefeather’in alacağını sandı. Oscar ödül töreni sunucularından Roger Moore ödülü Sacheen Littlefeather’a uzattığında ise Sacheen Littlefeather ödülü eli ile kibarca reddederek konuşma sahnesine geçti. Önceden kendisine 60 saniyeden daha fazla konuşamayacağını biliyordu çünkü bu konuda daha önceden uyarılmıştı. Bu yüzden Sacheen Littlefeather kısa bir açıklama yaparak konuşma metninden bir bölüm okudu.

İşte Sacheen Littlefeather Oscar Ödül Töreni konuşması ;

Marlon Brando benden zaman darlığı nedeni ile şu anda sizinle paylaşamayacağım uzun bir konuşma yapmamı istedi ancak basınla paylaşmaktan memnuniyet duyacağım şey şu ki o ; çok üzülerek bu cömert ödülü kabul edemiyor. Ve bunun sebebi de günümüz film endustrisinin.. beni affedin.. ve televizyonlardaki filmlerdeki yeniden çevrimlerde Amerikan Yerlilerine yaptıkları ve Wounded Knee’deki son olaylardır. Bu akşam aranızda bulunamadığım için beni affedin. Gelecekte kalplerimiz ve anlayışlarımızda sevgi ve cömertlikte bir araya geleceğiz. Marlon Brando adına sizlere teşekkür ediyorum.

Daha sonra Sacheen Littlefeather basın odasında metnin tamamını okumuştur. Ve bazı cesur gazeteler bu metnin tamamına yer vermiş ve herkesin bu metni okumalarını sağlamışlardır.

Marlon Brando’nun 1973 Oscar Ödülleri Töreni’nde Ödülü niçin reddettiğine dair yazmış olduğu metnin tamamı ;

“200 yıl boyunca toprağı, yaşamı, ailesi ve özgür olma hakkı için savaşan yerli halka şöyle dedik: ‘indir silahını arkadaş, gel beraber oturalım. indirirsen eğer silahını arkadaş, barıştan söz ederiz senle, anlaşırız senin hayrına.’

Silahlarını indirdiklerinde ise onları katlettik biz. onlara yalan söyledik. Onları topraklarından koparmak için kandırdık. onları açlığa mahkûm ettik, ki hiçbir zaman sadık kalmadığımız ve adına antlaşma dediğimiz o kağıtları zorla imzalasınlar. Onları, yalnızca yaşamın anımsayabileceği kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük. ve tarihi nasıl yorumlarsanız yorumlayın, ne kadar çarpıtırsanız çarpıtın: biz doğru davranmadık. Ne adil davrandık ne de dürüst. Onlara ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de antlaşmalarımıza sadık kalmak.. Çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu. Onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu.

Fakat bu sapkınlığın ulaşamayacağı bir şey var, o da tarihin büyük hükmü. emin olun tarih bizi yargılayacaktır. ama umurumuzda mı? Bu nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki, tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar taahhütlerimizi yerine getirdiğimizi haykırırız da, tarihin tüm sayfaları ve Amerikan yerlilerinin son 100 yıl boyunca geçirdiği tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam tersini söyler.

Görülen o ki, bu bizim ülkede ‘komşunu sev’ ilkesi ve bu ilkeye saygı artık işlemez hâle gelmiş ve tüm yaptığımız, gücümüzle yapmayı başarabildiğimiz ancak ve ancak, dost da olsa düşman da, yeni doğan ülkelerin umutlarını yok edecek şekilde onlara bizim insancıl, uygar olmadığımızı ve sözümüzü tutmadığımızı göstermek olmuştur.

Belki de şu anda kendi kendinize, ‘hay aksi şimdi bunun akademi ödülleri ile ne ilgisi var canım!’ diyorsunuz. ‘bu kadın burada ne arıyor, hem akşamımızı berbat etti, hem de bizi ilgilendirmeyen konularla yaşamlarımıza girdi, üstelik umurumuzda bile değil. zamanımızı ve paramızı harcadığı gibi bir de evlerimize istemeden girdi.’

Sanırım bu sorulmamış soruların cevabı, sinema dünyasının da en az diğerleri kadar yerlileri küçük düşürmekle, onları vahşi, düşmanca ve kötü göstererek karakterleriyle alay etmekle sorumlu olmasında yatıyor. Bu dünya, çocukların büyümesi için zaten yeteri kadar zor. Yerli çocuğu televizyon izlerken film de izler ve soyunu filmlerde anlatıldığı gibi görünce o zihinlerin nasıl zedelendiğini bilmemiz mümkün değildir.

Geçenlerde bu durumu düzeltecek birkaç sendeleyen adım atıldı, ancak çok az ve çok aksak.. Öyle ki, bu mesleğin bir üyesi olarak, bir birleşik devletler yurttaşı olarak bu gece bu ödülü kabul etmek içimden gelsin. Öyle düşünüyorum ki bu ülkede şu anda ödül almak ya da vermek, amerikan yerlilerinin durumları önemli oranda düzeltilmediği sürece uygun değildir.

Eğer kardeşimizden sorumlu olamıyorsak en azından celladı olmayalım. Bu gece doğrudan sizinle konuşuyor olabilirdim ancak Yaralı Diz’e (wounded knee) gidip, ırmaklar aktıkça ve otlar büyüdükçe onursuz kalmaya devam edecek bir barışın kurulmasını engelleyebilmek için elimden gelen yardımı yapmakla daha yararlı olabileceğimi hissettim.

Ümit ederim ki şu anda dinleyenler bunu kabalık olarak addetmez de, yaşayan hafızanın ötesinden beri yaşamlarını destekleyen bu toprakların üzerinde tüm insanların özgür ve bağımsız kalma hakkı olduğuna inandığımızı söylemeye hakkımız olup olmadığı gibi önemli bir konuda dikkati çekmek için yapılmış samimi bir çaba olarak görürler.

Bayan Littlefeather’a gösterdiğiniz incelik ve nezâket için teşekkür ederim. Hepinize teşekkür ederim ve iyi geceler dilerim.

Evet, Marlon Brando Oscar Ödül Törenlerine katılmamıştı. Çünkü o Yaralı Diz katliamının yapıldığı yere gitmiş. Oscar Ödül Törenlerinden 6 gün önce başlayan 200’den fazla aktivistin ve Kızılderililerin katıldığı Wounded Knee işgali protestolarına katılmıştı. Ne demişti mektubunda ?

Bu gece doğrudan sizinle konuşuyor olabilirdim ancak Yaralı Diz’e (wounded knee) gidip, ırmaklar aktıkça ve otlar büyüdükçe onursuz kalmaya devam edecek bir barışın kurulmasını engelleyebilmek için elimden gelen yardımı yapmakla daha yararlı olabileceğimi hissettim

Peki neden Kızılderililer, 200’den fazla aktivist ve Marlon Brando, Wounded Knee’ye gitmişler ve bölgedeki Toprak İşletmeleri Birliği Başkan’ı Richard Willson’u protesto etmek amacı ile yürüyüşe geçmişlerdi. Çünkü Wilson’un görevini kötüye kullandıklarını düşünüyor ve kendisini bu konuda eleştiriyorlardı. Aynı zamanda Marlon Brando’nun da konuşmasında söylemiş olduğu “ırmaklar aktıkça ve otlar büyüdükçe onursuz kalmaya devam edecek bir barışın kurulmasını engelleyebilmek için elimden gelen yardımı yapmakla daha yararlı olabileceğimi hissettim.” cümlesinin anlamı da Amerikan Birleşik Devletleri hükümetinin Kızılderililer ile olan anlaşmalarını yerine getirmekteki başarısızlıklarına karşı da protestolar yapılmasıydı. Kızılderililer anlaşma görüşmelerinin yeniden başlamasını ve adil anlaşma şartları istiyorlardı. Marlon Brando’nun da destek vermek için gitmiş olduğu protestolar tam 71 gün sürdü ama ne yazık ki Amerikan Kolluk kuvvetlerinin de dahil olduğu çatışmalarda 2 Kızılderili hayatını kaybetti.

Marlon Brando daha sonra bir show programında Sacheen Littlefeather’ın Oscar konuşması ile ilgili şunları söylemiştir.

Onu orada istemediler. Kendilerince haklı oldukları taraflar da var çünkü öyle özel bir gecenin o konuşma ile bölünmesini istemediler. Çünkü tatları kaçacaktı. Ama yine de büyük zorluklara karşı Sacheen Littlefeather Kızılderiler adına ilgili bir iki söz söylemeyi başardı. Bu hareketinden ötürü onunla gurur duyuyorum. O oscar ödülüne ne oldu bilmiyorum. Belki akademi bana yollamıştır ama yolladıysa da nerede olduğunu bilmiyorum.

Marlon Brando belki kızılderili kanı taşımıyordu fakat kızıl bir yürek taşıyordu. Oğlunun cinayet davasında dini bir inancı olmadığını fakat Kızılderili inançlarına kendisine yakın hissettiğini de belirtmiştir.

Marlon Brando, 2 Temmuz 2004 (80 yaşında) tarihinde Los Angeles California’da hayata gözlerini yummuştur.

1973 Oscar Ödül Töreni

Yazar Hakkında

yesiltuy

Dumanla Yorumla